18. İstanbul Caz Festivali, Tünel Şenliği

Bu yıl 18. düzenlenen İstanbul Caz Festivalinin 2. Günü harika bir Tünel Şenliğine ev sahipliğe yaptı. Program geçen seneye göre daha iyiydi. Bunu ilk görüşte belli eden mekânların fazlalıydı. Tünel Şenliği birbirinden güzel mekânlarda düzenlendi. Programın bu kadar yoğun olması size de bu programdan bir program yapmanıza neden oluyor. Ben de başlangıcı The Marmara Pera Cafe’de Bora Çeliker Trio ile verdim. Bu adamı sahnede izlemesi çok keyifli, üstelik böyle güzel bir ortamda günün erken saatlerinde izlemek apayrı bir zevkti. O kadar sempatik bir insan ki bunu yüzünden kolayca anlayabilirsiniz. Gitar çalarken gözlerini kapattığında onun huzur bulduğunu görmek yaptığı müzik ile dinleyicilerine o huzuru geçirmek ve sizin onu algılamanız gerçekten yaşanması gereken bir duygu.

Hemen ardından kumbaracı yokuşunun tercüman çıkmazında bulunan Arte İstanbul doğru yol aldım. Bu sefer ki isim ise daha önce kendisini Ayhan Sicimoğlu ile izlediğim çok zarif bir sese sahip olan Zeynep Arabacıoğlu’ydu. Bu arada söylemeden edemeyeceğim bir hususta Arte İstanbul’un o güzel ve şirin bahçesi için oluşturulan konser alanıydı. Gerçekten dün izlediğim konserlerden en güzele sahip olan mekândı, Arte İstanbul… Zeynep çok güzel bir setlist hazırlamıştı. Latin izle başladı, Ladino ile devam etti ve Sambayla da bitirdi. Bu arada söylediği bir şarkı dikkatimi çekti, Amapola… Kendisinin söylediğine göre anonim bir şarkıymış, anlamı iste haşhaş çiçeği demekmiş. Bu harika konserin ardından ise Spiral Quartet dinlemek için Nardis Jazz Club’a doğru yol alıyorum. Tabi oraya gitmek çokta mümkün değil özellikle Tünel Ana sahnenin önünden geçmek o kalabalığın arasında aslında pekte mümkün değil. Birkaç dakika gecikmeli de olsa Nardis’e varıyorum. Geçen seneki gibi yine tıklım tıklım içerisi, herkes kendini cazın ritimlerine bırakmış, gibi… Spiral Quartet Cazın özü yani doğaçlama üzerine kurulmuş bir grup. Grup dört kişiden oluşuyor; Soprano saksafon ve flütte Philippe Poussard ki bu adam çalarken resmen kendisinden geçiyor. Davulda Christian Lete, kontrbasda François-Charles Delacoudre ve piyanoda Bruno Angelini.
Böyle harika bir gruptan sonrada bu sefer Elif Çağlar’ı dinlemek için IKSV Salon’a doğru yol alıyorum. Elif Çağlar bir türlü canlı bir şekilde izlemek nasip olmamıştı. En son çıkarmış olduğu m-u-s-i-c albümünün müptelası olmuş ve mutlaka bu albüm için kendisinin bir konserine gitmeyi planlamıştım. Ne yazik ki bir türlü vaktim olmamıştı. Tünel Şenliği programında kendisini gördüğümde ilk işaretlediğim konserlerin başında geliyordu. O yüzden bir an önce Salon’a vardım. Ben bu kızın harika bir yetenek olduğunu düşünüyorum. O kadar iyi ki sesini harika kullanıyor. Resmen müziğin ritmine kendini kaptırıyor ve o kadar güzel yüzlü ve pozitif ki insan kendine bakmaya doyamıyor. Gerçekten albüm çok başarılı çok iyi insanlarla çalışmış mesela bunlardan biri Ozan Musluoğlu… Albümde yer alan birbirinden harika şarkılar söyledi, resmen bizi mest etti. Albümde de gözlerden kaçmayan bir insan Ferhat Öz ile olan should i trust you düeti ise gecenin en güzel hareketlerindendi. Bizi kırmayarak Erykah Badunun şarkısı olan you got me cover’ı ise her zamanki gibi harikaydı.

Artık günün sonuna doğru gelirken gecenin son konseri yine Salon’da! Bu sefer The Souljazz Orchestra’ya konuk oluyoruz. Kanada menşeli bu grup batı afrika müziklerini barındaran bir afro beat grubu aslında. Jazzfunk olarak gerçekten başarılı bir grup. Özellikle sahnede gösterdikleri performans ise üst düzey olarak rahatça yorumlanabilir. Grup toplam 6 kişiden oluşuyor. Klavye ver perküsyonda Pierre Chrétien vokalde Marielle Rivard tenor saksafonda Steve Patterson bariton saksafonda Ray Murray alto saksafonda Zakari Frantz ve davulda Philippe Lafrenière… Yaptıkları müzik gecenin o saatinde o kadar iyi geldi ki herkes halinden oldukça memnundu. Afrika’nın o sıcağı ve samimiyeti adeta içimizi ısıtmıştı. Herkes Salon’da kendinden geçmiş bir şekilde Cazın o harika ritmi ile dans ediyor ve doyasıya eğleniyordu. Özellikle Insurrection şarkıları insanların kendisinden geçmesi için gayet yeterli bir sebepti. Gece saat 02:00 gibi 18. İstanbul Caz Festivalinin Tünel Şenliğini noktalarken her zamanki gibi aklımda cazın o doğal büyüsünün vermiş olduğu huzur kaldı…

 

Not: fotoğrafların devamı: http://www.flickr.com/photos/79515318@N00/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s