Kings of Convenience – Babylon Istanbul

Keşfetmek o kadar güzel ki tadını bir kere aldın mı bırakamazsın. Hele keşfettiğin şey seni hayal kırıklığına uğratmadıysa. Keşif aslında seni bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculukta nerede duracağını, yolculuğun nerede biteceğini asla bilemezsin. Her şeye hislerin karar verir. Onlar şekillendirir seni. İşte ben geçen Cuma keşfimin son haddesi olan yerdeydim. Yıl 2006, müzikte sürekli bir arayış içerisinde merakımın da verdiği güç ile farklı kentlerden benim için fark arz eden müzikleri araştırıyordum. O zamanları caz müziğine olan ilgim ayyuka çıkmış, gözüm başka bir şey görmüyor. Hatta çok şeyi de es geçiyorum. O yıl bir şey de durdum. Ülke olarak ise de Norveç’teyim. Aslında öylesine bakınıyordum. Meğerse sonra anladım ki benim için sıradan bir bakınmanın ötesindeymiş. 30’lu yaşlarını yeni aşmış iki delikanlı gözüme çarptı. Hani bazen bir müziği ilk defa dinlediğinizde seni nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde etkiler ya işte o şekilde bir sese adeta saplandım. O zamanları herhangi bir şeyin bağımlısı nasıl olunur bilmezken artık bu ses sayesinde onun ustası olmuştum.

Ne zaman kendimi derin bir boşluğun içerisine düşsem, beni oradan çekmek için boşluğa bir ip salarlardı. Kurtulurdum, ben. Kurtulmakla kalmayıp derin bir nefes de alırdım. Hatta bencilliğimi bir kenara fırlatıp, bu arkadaşlarımla, başka arkadaşlarımı da kurtarırdım. Ben aslında burada sadece bir aracıydım. “Kings of Convenience benim için bahar mevsimi gibidir.” Kışın o kasvetli soğuk havasından alır, yazın sıcak kucağına bırakıverir. Gerçekten mutlu olursun. Bunun tarifini kelimelere dökmek gibi ne bir niyetim, ne de anlatacak bir gücüm var. Resminin bile çizilemediği mutluluğu size kelimelerimin oluşturacağı cümleler ile bahşedemem.

Ama geleceklerini duyduğumda heyecanımın ben de yaşattığı mutluluk ve 6 yıllık o zaman zarfının içerisindeki o müziğin tarifinin bana neler yaşattığı gözümün önünden bir an geçiverdi. Sonunda çıkmış olduğum bu uzun yolculuğun belki de en keyifli saatlerine yaklaşıyordum. Hatta araya bazı aksiliklerde girmiş konser iyicene kendini sabırsızlaştırmıştı. Neyse ki gün geldi ve ben onlara sadece iki adım uzaklıktaydım. Her şeyin ötesinde zor durumlarda imdadıma yetişen bu seslere bir vefa borcumun göstergesiydi, orada oluşum. Hangi şarkıları söyleyeyim ki, Know How mı? Ya da I’d Rather Dance With You mu? Misread olamaz mı? Ya Boat Behind? Peki Me In You ? Mrs Cold kulağa hoş gelmiyor mu? Homesick dediğinizi duyar gibiyim. Pardon az daha aklımdan çıkıyordu “I Don’t Know What I Can Save You From” da bizimleydi. Ve niceleri…

Son olarak bir şey söylemek gerekirse naçizane, şöyle bir şey söylemek isterim;

Mevsimlerin iki mesneti vardır. Bunlardan biri ilkbahar diğeri ise sonbahardır. Gördünüz mü ikisinde de bahar var. Yanılıyor olamam. İşte bunlara ek olarak üçüncü dayanağımdır, Kings of Convenience.

Not: Fotoğraf Babylon Istanbul Facebook sayfasından alınmıştır.