19. İstanbul Caz Festivali; Gretchen Parlato / Ambrose Akinmusire

Dünyanın neresinde tarihin içinde caz konseri izleyebilirsiniz? Ya da bir arkeoloji müzesinin bahçesinde caz konseri izleyebilir misiniz? Bu soruların cevap anahtarına sahip olan şehirdir, İstanbul…

İstanbul Arkeoloji Müzesi İstanbul Caz Festivali kapsamındaki konser mekânlarının en etkileyicisi ve en güzelidir, benim için…

İşte böyle bir yerde dün akşam harika iki insan vardı. Caz eleştirmenleri tarafından daha şimdiden çok önemli bir trompetçi ilan edilen Ambrose Akinmusire ile modern cazın en yaratıcı genç yorumcularından Gretchen Parlato bize harika bir atmosfer eşliğinde fevkalade bir müzik ziyafeti sundular.

İlk önce Ambrose Akinmusire ve arkadaşları sahnedeki yerini aldı. Bu arada arkadaşlarından bahsetmeksek ciddi bir haksızlık yapmış oluruz. Hepsi birbirinden kendi alanlarında değerli müzisyenler. Tenor Saksofon Walter Smith III, piyano Sam Harris, kontrbas Harish Raghavan, ve davul Justin Brown.

Akinmusire’den biraz bahsetmek istiyorum. Kendisinden 2007 yılındaki Thelonious Monk Uluslararası Caz Trompet yarışmasındaki birinciliği ile haberdar oldum. Akinmusire sadece benim değil, benim gibi cazla ilgilenen herkesin ilgisini çekmişti. Kendisinin bir röportajında Kendi tarzını nasıl tanımlarsınız? Diye sorulduğunda Akinmusire ilginç bir cevap veriyor, diyor ki; “dürüst olmak gerekirse her şeyi kontrol etmeye çalışmıyorum.” Yani her şeyi akışına bırakıyor. Çalarken bizzat buna şahit oluyorsunuz. Trompetine yön vermiyor, ona yöneliyor. Aslında bu durum caz için çok önemli çünkü Akinmusire doğaçlamanın istediği şeyi veriyor. O an için, ona ait oluyor. Bu durumu yakalamak oldukça zordur. Eğer bir örnek vermek gerekirse bu tarzın en başarılı örneği dahi trompetçi Miles Davis’tir. Miles Davis dâhidir. Çünkü dehanın tanımını yapmıştır. Hatta Akinmusire’a soruluyor. Miles Davis’ten nasıl etkilendiniz? Diyor ki; Bütün caz müzisyenleri Miles Davis’ten etkilenir. Ve şunu da ekliyor. “Benim için, Miles Davis sanatçıların kariyerlerini nasıl yaşaması gerektiğini çok iyi bir örnektir, o sürekli bir müzisyen olarak daima kendini yeniden keşfetti.” Aslında Akinmusire’nin ne demek istediğini biz dün gece yapmış olduğu o müziğin etkisinde bulduk. Benim için inanılmaz bir performanstı. Gerçekten bu kadar farklı bir trompetçi daha önce canlı dinlememiştim. Çünkü bu kadarını beklemiyordum. Ağırlıklı olarak son albümü When The Heart Emerges Glistening’den harikalar yarattılar. Bu albümü mutlaka dinleyin, size huzurun kapılarını açacaktır. Hatta arada bir gözlerinizi kapatın ve müziğin sizde canlandırdığı o güce kulak verin.

Yaklaşık 1 saat sahnede arkadaşları ile beraber kalan Akinmusire zamanı adeta kendine hapsetti ve bize müziği ile sattı. Kısacası zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık.

Ardından kısa bir bekleyiş sonrası sahneye Gretchen Parlato ve arkadaşları geldiler. Her şey daha bitmedi, bir de bizi görün der gibiydiler. Parlato, sahneye piyanoda Taylor Eigsti, davulda Kendrick Scott, Kontrabas ve Gitarda Burniss Travis ile çıktı. Parlato’yu 2009 yılında çıkarmış olduğu In a Dream albümü ile keşfetmiştim. O zamanları sade bir arayış içerisindeyken Parlato aniden karşımda belirmişti. O albüm Parlato’nun tanınması için de kariyerinde çok önemli bir yere sahiptir diye düşünüyorum. Bu kadın, yaşayan efsaneler Herbie Hancock, Wayne Shorter ve Kenny Barron tarafından son zamanların en başarılı caz vokalisti olarak gösteriliyor. Hatta Wayne Shorter’in birkaç bestesine de inanılmaz bir yorum katmış. Mutlaka dinlemenizi öneririm. Burada biraz ses yetkilerinin becerisizlikliği mi yoksa sistemin yetersizliği bilemiyorum ama neredeyse konser sonuna kadar bir türlü istenilen ses düzeyini ve kalitesini ayarlayamadılar. Çünkü Parlato’nun sesi o kadar narin ki en küçük bir belirsizliğe teamülü yok. Aslında Parlato için açık hava konser mekânı belki çok uygun da olamayabilir. Kapalı bir konser mekânında sesinin rengi daha da net bir şekilde anlaşılabilir. Ama yine de Arkeoloji müzesinin bahçesinin akustiği bunun için uygun bir mekân gibi görünüyor. Parlato’ya dikkatli bir şekilde incelediğimde şunu fark ettim. Parlato adeta sesine hükmediyor. Sınırlarını çok iyi bir şekilde belirliyor. Üstelik sesindeki o sıcaklık resmen sizi sarıp sarmalıyor. O berrak ses dün gece harika şarkılar seslendirdi. Mesela Butterfly, On the Other Side, Alo Alo ,Circling, Within Me, How we Love ve Blue in Green aklımın bir köşesinde kalanlar… Hatta Parlato birkaç şarkıda Akinmusire’yi sahneye davet etti ve birlikte harikalar yarattılar. Parlato’nun su gibi sesi ile Akinmusire’nin trompetinin çıkan sesler birleşince, keyfin sesini duyar olduk. Bize aslında doğaçlamanın büyüsünü sunuyorlardı. Etkisinin ise bize sarhoş etmemesi gibi bir ihtimal olamazdı. Aslında o an, hiç ayılmamak hayattaki en güzel duyguydu, bizim için…

Reklamlar